Emlak Broker 6 yaşında!

Beethoven: Tanrının Kulağına Bağırdığı Bir Dâhinin Beyin Yakan Başarı Hikayesi

"Ludwig van Beethoven; gerçekten hiçbir tanıtıma ihtiyacı olmayan, kelimelerin yetersiz kalacağı bir dâhi. Onu notaları olmadan anlatmak çok zor." - Emlak Broker

Bu makale, bu dünya üzerinde yaşayan en büyük müzisyen ve besteci Ludwig van Beethoven'in; onun üretken, zorluklar karşısında yılmayan ve ders niteliğindeki tutkulu hayatına odaklanır. Bu makaleyi özel kılan şey, onun müzik teorisini açıklamak ya da müzikal notalarını analiz etmek için çaba göstermemizdir. 

Bunun yerine Beethoven'ın işine duyduğu aşkın, müzik yazmaya harcadığı saatlerin, çalışma yöntemlerinin, idealleri uğruna yaşadığı zorlukların hikayesini ele alarak, danışmanların ihtiyacı olan motivasyon ruhunu beslemesi ve farklı bakış açısı kazanabilmeleri için yazılmıştır. Makalemizi okurken arka fonda Beethoven’dan bir eser açın(yazımızın en altında sizler için ekledik) ve üzerinizde bırakacağı kalıcı etkiye şahit olun!

Beethoven’ın Dâhiliği Üzerine

“Asıl müzik gerçeğin kendisidir.” – Ludwig van Beethoven

Dünyanın yedi kıtasında hayranlık duyulan besteci ve piyanist Beethoven 1770 yılında dünyaya geldi. Müzisyen bir ailenin çocuğuydu ve bu mirası devralmak mecburiyetindeydi. Despot bir babaya sahip olmak onu 4 yaşında henüz dünyayı tanımazken piyano notalarında parmak gezdirmesine sebep oldu. Küçüklüğünde yaşadıkları zorlu bir süreç olabilirdi ancak Beethoven’ın mihenk taşları aslında o yaşlarda konulmuş oldu.

Tanrının sağır ettiği müzisyen ve kendi el yazısından 9. Senfoni bestesi

Engeller Mi? Bazen O Kadar Da Önemli Olmayabilir

"Tanrı, bazı müzisyenlerin kulağına fısıldıyor; ama benim kulağıma bağırıyor ve bu yüzden sağır oldum." - Ludwig van Beethoven

26 yaşında henüz gençliğinin ortasında ilk sağırlık belirtileri ortaya çıktı. 1819 yılından sonra geri dönülmez bir yol başladı Beethoven’ın önünde. “Konuşma defterleri” olmadan kimseyle iletişime geçemez oldu. Bir müzisyen için yıkım hatta belki yok oluşun başlangıcı denebilecek bu durumda iki kere intiharı denedi, ama olmadı. Bu kötü mevzunun hemen ardından Viyana sınırının dışındaki Heiligenstadt'a istirahate çekilmek için şunları yazdı: “Hayatıma son verecektim – bu durumdan beni sadece sanatım alıkoydu. Ah, benim içimde olan ve hissettiğim her şeyi ortaya çıkarana dek dünyayı terk etmem imkansız görünüyordu” dedi.

Tutkunu olduğu müzik sevdasından vazgeçmek kolay mıydı o kadar?

En büyük eserleri, her şeyin yok olduğunu zannettiği bir anda yaratıldı.

Herkes, Beethoven'ın sağır olduğunu biliyor, ancak sağır olan bir insanın etrafındaki dünyayla uğraşmak, müzik yazmak ve aynı zamanda yönetmek için ne kadar zor olduğunu çok az anlayabiliyordu. 

Kulakları sağır olduktan sonra, piyanosuna bağladığı demir bir çubuğu, notaları çalarken ısırarak çene kemiğindeki titreşimler sayesinde duymayı başarmıştı. Bu sıra dışı görünen olayın ardında dâhilikten daha fazlası yatıyordu aslında; tutku…

Beethoven'ın hayatının büyük trajedisi onun sağırlığıydı. En ünlü klasik müzik eserlerinin bestecisi, bilinmeyen bir hastalık nedeniyle işitme duyusunu yitirdi ve bu nedenle yarattığı dehayı tümüyle takdir edemedi. Onun 9. Senfoniyi tamamen sağır olduğunda bestelediğini ve seyircilerin önünde bu ölümsüz eseri ilk kez yönetirken ki ünlü hikayesini bilirsiniz; konser bittikten sonra sanatçılardan biri tarafından fiziksel olarak döndürülmesi gerekiyordu, çünkü kendisini ayakta çılgınlar gibi alkışlayan insanların alkışlarını duymuyordu...

Yapamadığınız işler için pes etme sıklığınız ve süreniz kısa olabilir. Engelleri bahane etmeden önce meslek sevginizi ve tutkunuzu ölçmekte yarar var. Beethoven müziği sevdiğini fark etmeseydi, kendini tanımasaydı o kötü son gerçekleşebilirdi. Kendinizi tanıdığınız ve işinize olan tutkunuz ölçüsünde üretime geçersiniz. Pes etmek kendini tanımayan insanların büyük hatalarından sayılır. Kariyer yolculuğunuzda sorunların tespiti ve Beethoven’ın yaşamı gözünüzün önünde oldukça, 9. Senfoni kulaklarınızda çınlayınca kendinize dair iç görüleriniz artık eskisi gibi olmayacak...

9. Senfonisini kulakları sağır olmasına rağmen yönetti. Konser bitince o çılgın alkışları duyamadı ama...

Mücadele Yorar Ancak Yıldırmaz

Beethoven için “Nasıl oluyor da tek duygulu besteler yapmıyor?” diye sormak içinde bulunduğu psikolojiye aykırı bir ifade sayılabilir. Çünkü o, hastalığı ilerledikçe huysuz ve sinirli birine dönüşmüştü. Sessizliğe, yalnızlığa ve hayallere gömülen dâhi müzisyen, bestelediği eserleri artık yalnızca kafasının içinde (kulağıyla değil) dinler hale gelmişti. Hal böyle olunca da eserleri kendi içinde yaşadığı değişik duyguları yansıtan birer aracı oldu.

Duyma yetisini tamamen kaybettiğinde ortaya çıkardığı eserleri dinleyenlere; “bir insan nasıl bu kadar güzel müzikler yapar?” dedirtmiştir. Peki, kulağı duymayan bir müzisyen nasıl böyle güzel şeyleri ortaya koyabilirdi ki?

Duygularını öyle gürültülü yaşıyordu ki dış dünyanın sesine tahammülü hiç yoktu. Çalışırken biri öksürse sinirlenip piyano başından kalkıyordu. Takıntılı ve hastalıklı bir ruh haline bürünmüş davranışlar sergilerken kendi içinde ne savaşlar verdiğini kim bilebilirdi ki?

Fiziksel güçlüklerin insanı sevdiği işten alıkoyması ne zorlu bir süreç! Dış etkenlere müdahale gerçekten zorlaşabiliyor bazı durumlarda. Piyasayı okuyamamak veya alıcı-satıcı ilişkisini kuramamak da emlak danışmanlığının fiziksel bir hastalığı değil mi? Peki ya çaresi; yılmamak.

Bir amaç edinmişseniz onu hiçbir koşul yıldıramaz. Bunu hissedersiniz. Ama elbette yorulursunuz. Her şeye küser yüz çevirebilirsiniz ancak bu sektörde işinize küsmek Beethoven’ın müziğe küsmesine benzer sonuçlar doğururdu. İsminizi bilen birkaç sektör çalışanı da yok olur giderdi. Zorluklar karşısında daha fazla motivasyon kazanmak yerine yelkenleri suya indirmek doğru bir seçenek olmaz.

Beyin yakan bir dâhiden alacağımız çok dersler var... 

“Gerçekten Büyük” Olmak

“Bütün mesele, büyük görünmek değil, gerçekten büyük olmak.” - Ludwig van Beethoven

Beethoven, görünüşten çok içerikle ilgilendiği için klasik müziğe damgasını vuran bir isim oldu. Hayatın her alanında da durum biraz böyle aslında. Yaptığınız işi sadece görünüşte popüler tutmaya çalışıyorsanız çabalarınız boşa gider. Nitelikli çalışmalarla uğraşmak sizi “gerçek büyük” sınıfına dahil eder. Bir hedef varsa ve onun uğruna emek harcanıyorsa işte o zaman “gerçek büyük” olunur.

“Mükemmel Miydi?” Diye Sormadan Önce Beethoven’dan Eserler Dinleyin!

Beethoven’ın mükemmeliyetçi olduğunu anlamak için eserlerini dinlemek yeterli olabilir. Bu konuda öğrenmek isteyeceğimiz ve merakımızdan bizi çatlatan bir şey var aslında? Tanrının sağır ettiği bir adam nasıl bu kadar mükemmel eserleri yaratabildi?

Elbette tutkuyla ve çok çalışarak…

Sabahlara kadar usanmadan eserlerinin üstünden tek tek geçip düzeltmeler yaparak. Yeniden, yeniden ve yeniden…

Bir işin duayeni olanlar hep pes etmeden sıkı çalışanlardır. Sıkı çalışıp da mükemmel işlere imza atmış birçok gayrimenkul danışmanı örneğiyle karşılaşıyoruz sektörde; Barbara Corcoran, Joseph Rand, Santiago Arana vb. gibi. Sınırları zorlamak gerekir mükemmel olmayı isterken. Beethoven da öyle yapmamış mıydı kalıcı eserlerini bestelerken?

Alkışlayın dostlarım komedi bitti... (Son sözleri)

Farkı Fark Ettirin!

Müzikal alemde devrim yaparak adını altın harflerle tarihe yazdıran Beethoven, Viyana klasisiszmini kapatıp romantik dönemi başlattı. Kolay tanınan ve girişi kolay olan eserler çıkararak fark yarattı.

Fark yaratmak ve alanında öncü olmak meşakkatli bir süreçtir. Gayrimenkul sektöründe de pazara hitap eden yenilikçi fikirlerin öncüsü olmak adına müşterilerin duygu dünyasına hitap edecek yenilikler yapmanız gerekir. Beethoven’ın eşsiz oluşu gençliğinin ömür boyu süren melodisinde gizliydi. Mükemmelleşmek için daima üretir vaziyetteydi ki klasik müzik dünyasına birçok ölümsüz eser kazandırabildi. Beethoven hiç bir zorluk karşısında yılmadı! Maddi bir zorluktan bahsetmiyoruz. Bir insanın mesleğini yapabilmesi için gereken fiziki bir uzuv kaybının mazereti olamayacağı gibi...

Kendini geliştiren ve sebat sahibi bir kişiliğe sahipseniz siz de mükemmellik için farklı atılımlar yapın. Piyasada farklılaşmaya çalışın! Herkes en büyük olmak isterken sizin “gerçekten büyük” olma çabanız olmalı. Müşteriler performansınızı göz önünde bulundurduğunda onlara genel geçer durumu en güzel aşk şiiriymiş gibi sunabilirsiniz ve bu sizi sadece danışman yapmaz, masal anlatıcısı veya şiir seslendiricisi gibi romantik bir bilge yapar. Emlak sektöründe romantik bir bilge olma fikri sıra dışı, sizce de öyle değil mi?

Peki Ya Siz?

Hayat boyu süren bir tutkunun peşinden koşmak Beethoven’ı kalıcı ve eşsiz kıldı.

İşiniz adına ne gibi tutkularınız var? Yol haritanız için önce tutkularınızı belirlemelisiniz. Bu sektörde öncü olmak için eserler yazmanıza gerek yok. İşinize olan tutkunuz sizi emlak sektörünün Beethoven’ı haline ‘kendiliğinden’ getirecektir.

DİĞER HABER
03 Aralık 2018