Biliyor musunuz ?...Müşteri memnuniyetinden daha iyi bir iş stratejisi yoktur...
Aydaki Adamı Unutun, Ofisteki Adam Ne Halde?

2016 yılını tüm hızı ile yaşadık ve 2017 yılına belki daha da hızlı bir şekilde giriş yaptık. Geriye dönüp baktığımızda 2016 yılının teknik ve teknolojik açıdan oldukça yoğun bir yıl olduğunu görebiliyoruz. Kalp atışınıza kadar her şeyi takip edebilen giyilebilir teknolojiden 3D baskılı binaların inşasına, boş arazilerin artmasına sebep olacak otonom araçlardan var olmayan bir evi müşterilere göstermenizi sağlayan sanal gözlüklere kadar çok çeşitli araçların üretildiğine ve uygulanmaya başladığına tanık olduk. Kısacası teknoloji artık hayattaki her alanı kaplıyor.

Peki, ofislerimiz neden hala yıllar öncesinden kalma gibi görünüyor? Ya da ofislerimizin gerçekten değişmeye ihtiyacı var mı? Kısa vadede düşünürsek buna gerek duymayabilirsiniz, ancak ofis alanı için yaratılacak olan ihtiyaçlar kuşkusuz uzun vadede değişecek. Kısmen gelişen teknoloji neticesinde sadece tüketicilerin talepleri değil, sizlerin de ofislerinizde ve çalışma yöntemlerinizde kullanacağınız araçlar açısından talepleriniz değişecek.

Filmi bundan bir 10 yıl sonrasına sardığınızda oturduğunuz ofisin çok farklı olması muhtemeldir. Artık şirketlerde “Kurumsal Çözümler” bölümünden ziyade “IT (Bilgi Teknolojileri)” bölümü daha önemli olacak. Emlak şirketi sahibi veya çalışanı olarak siz de IT bölümünün bir parçası haline geleceksiniz. IT uzmanları, artık köşedeki küçük bir ofis içerisinde sınırlı kalmayıp her sektörden şirketin en önemli parçası haline gelecekler. Buna sizin emlak şirketiniz de dahil… Çünkü bilgi teknolojileri, emlak sektöründe çok önemli olan veri istihbaratı ve analizi için olmazsa olmaz araçlarla size inanılmaz bir fayda sağlayacak.

Ayrıca şimdiden geliştirilmesi planlanan bir teknolojiden de kısaca bahsedelim. Gelecekte herkesin işlerini kolaylaştıracak bir dijital ikizi olabilir. Dijital ikiziniz, emlak sektörü ile ilgili tüm istatistikleri ve eğilimleri araştırabileceği için, ihtiyaç duyacağınız her şeyi siz olmadan da gerçekleştirebilecek.

Harika bir haber değil mi? Muhtemelen böyle bir teknoloji ile 100 yaşınıza gelene kadar (ya da ömrünüz ne kadar olacaksa) çalışmaya devam edebilirsiniz.

Peki, bütün bunlar gayrimenkul sektörü için ne anlama geliyor?

Kısaca özetlemek gerekirse, geleceğin ofisleri, teknolojinin kendisi kadar hızlı ve uyarlanabilir hale gelmek zorunda kalacak. İsteseniz de istemeseniz de daha fazla teknoloji odaklı araçlara yönelmek durumunda kalacaksınız ve bu ofisinizde de bir takım değişiklikler yapmanıza neden olacak.

Bu durumun ofisinize yansımasına ek olarak bir de yaptığınız işe yansıması olacak. Yani alan gereksinimleri ve coğrafi özelliklerden bahsediyoruz. İlerleyen teknoloji sayesinde bir ofis, birden fazla iş için kullanılabilir hale gelecek. Bunun ilk yansımalarını ise okullar, kütüphaneler ve alışveriş merkezleri gibi kamu alanlarında göreceğiz. Bu durum, emlak sektörünün ihtiyacı olan alan gereksinimini büyük ölçüde karşılayabilir. Boşalan alanlara yapılacak yeni konutlar veya dükkanlar ile iş alanınız genişleyebilir.

Bu değişiklik hızına ayak uydurabilmek için büyük kurumsal yatırımcılar, fonlama karmasına daha küçük, daha yenilikçi oyuncuları dahil etmek için giderek daha fazla çalışacaklar. (Bu konuya aslında birkaç makalemizde giriş seviyesinde değinmiştik. Bunun için kitle fonlaması ile ilgili makalelerimizi inceleyebilirsiniz.) Bir binanın veya gayrimenkul projesinin mülkiyetinin ve dolayısıyla sermayesinin paydaş edilmesi, teknolojik değişimin en önemli göstergelerinden biri olarak karşımıza çıkıyor.

Bu noktada gereken değişimin önündeki engeller, maliyet ve düşünce tarzıdır. Fakat kapitalist güçler ve onların dünyayı uluslararası hareket edebilir hale getirme çabaları, bu engeli de ortadan kaldırmak için mutlaka çaba harcayacaktır.

Bekleyip göreceğiz…

 
DİĞER HABER
25 Ocak 2017