Emlak Broker 'Haber Merkezi' çok yakında yayında...
Pygmalion Etkisi: Başarıya İnanmak

Her sabah uyandığınızda bugünün bir şekilde güzel olacağını düşüyorsanız, zor zamanlar geçirirken bile bunun öyle ya da böyle biteceğine ve her şeyin tekrardan yoluna gireceğine ilişkin düşüncelere sahipseniz, tuhaf ama öyle olur.

Ama bir taraftan olumsuz bir arkadaşı hayal edin; sabah uyanıyor ve şunları demeye başlıyor; “Yine berbat bir gün. Hiç uykumu alamamışım. Kafam kazan gibi. Keşke biraz daha uyuyabilecek vaktim olsaydı. Tatsız bir kahve, bitmeyen trafik ve dakikası bir saate tekabül eden sıkıcı masa başı iş. Bugünün güzel geçmesi için hiçbir sebebim yok.”

Okurken bile içiniz kararmadı mı? İşte kimi zihinler hayata böyle bakar. Ve yine tuhaftır ki öyle de olur. O gün, olumsuz arkadaş için bitmek bilmez ve enerjisini emen bir vampir gibidir. Siz bile olumsuz düşüncelere sahip arkadaşınızın gününün iyi olmasını bekler misiniz? Cevabınızın hayır olacağını tahmin ediyoruz. Çünkü bunu o tercih ediyor. Gününe, kötü geçeceğine inanarak başlıyor ve büyük olasılıkla çevresinde onu tanıyanlar da bu tutumdan olumsuz etkileniyor, istemeden de olsa ona sanki bu inancına destek olurcasına ters tepkiler vermeye başlıyorlar.

Ama böyle olmak zorunda değil. Yani inanç şeklini değiştirmeyi başarırsa hayatında ters giden her şeyin bakış açısıyla beraber değiştiğini ve onu mutlu etmeye başladığını görecektir. Göründüğü kadar sürreal bir teori değil. En azından bir Yunan mitosu kadar uçuk kaçık olamaz. Pygmalion gibi mesela. Pygmalion’ın, Kıbrıs’ta yaşayan ve mükemmelik arayışı içinde, zamanla kadınlardan irite olmaya başlayan bir heykeltraş olduğu anlatılır. Bu arayış ve düşünceler onu ‘ideal kadın’ı taşa kazımaya götürür. Çivisini ve çekicini alır, taşı kazır, tozları üfler. Uzun ve yorucu çalışmalarının sonunda ‘Pygmalion’un Mükemmel Kadını’nın her anlamda kusursuz bir heykelini yapabilmiştir. Önce onu baştan aşağı inceler. Saçları, bedeni ve hatta bakışları... Hiçbir kusur yoktur. Ona ‘Galatea’ ismini verir. Güzel, çekici, kusursuz Galatea. Bu düşünceler onda bir tutkuya dönüşür ve Galatea’sına umutsuzca aşık olur. Onu görmeyen, duymayan, hissetmeyen, kendi elleriyle taştan yonttuğu Galatea’ya... Mitos bu ya, bizim tutkulu sanatçımız, Venüs’ten, Galatea’yı gerçek bir kadına dönüştürmesini ister. İnanarak, zihninde onu sürekli canlı hayal ederek bunu diler ve nihayet Galatea gerçeğe dönüşür ve iki sevgili olarak yaşarlar.

Başarıyı hedefleyen bir emlak danışmanı -Pygmalion kadar olmasa daJ- öncelikle buna inanmalıdır. Başarılı olacağına, bu yoldaki engelleri nasıl aşabileceğine odaklanmalıdır. Emlakçılık sektöründe kazanç kotası olmadığı için kariyer merdivenlerinin de sonunu görmeniz mümkün olmaz. Bir başka deyişle başarı ve inançla yoğrulmuş emek doğru orantılıdır. İnanın ve tutkuyla çalışın. Hak ettiğinizi alacağınızdan şüpheniz olmasın.

Emlakçılık kariyerinizi bir adım daha ileri götürmek için çabaladığınızda karşı karşıya kalacağınız ilk engel kendi zihninizdir. Sonra çevrenizdeki insanların zihinlerinde kendiniz hakkında meydana getirdiğiniz düşünceler ve izlenimler sonucu, onların sizden beklentileri de aynı zamanda başarıya odaklı inancınızı etkileyecektir. İyi veya kötü ama mutlaka etkileneceksiniz.

Bilimsel çalışmalar bunu destekler niteliktedir. Tutkulu heykeltraş Pygmalion bir psikoloji modelinin konusu olmuş ve kendi adıyla anılan bu modele ‘Pygmalion Etkisi’ denilmiş. İşin akademik ayrıntılarındansa bu model ile alakalı bir çalışmadan bahsedelim. Bu konu üzerine araştırmalar yapan bilim insanları deney için bir ilköğretim okuluna gitmişler ve belirli sınıflardan birer grup öğrenci seçilmiş. Sınıflara sıradan zeka testleri uygulanmış. Seçili gruptaki öğrencilerin öyle olmadığı halde ortalamanın üzerinde olduğu, sınıf öğretmenlerine bildirilmiş. Sene sonunda sınıfların tekrar test edileceklerini söylemiş ve ayrılmışlar. Bilim insanları deneylerini tamamlamak için sene sonunda geldiklerinde yapılan ikinci testlerin sonucu bunu doğrulamış. Çünkü ilk test sonuçları öğretmenlerin bir tür yargıya varmasına neden olmuş ve daha zeki olandan beklentileri yükselmiş. Yüksek beklentileri seçili gruptaki çocuklara doğal olarak daha fazla destek olmalarına neden olmuş. Ve sonuçta çocuklar yeterli destek ve olumlu inançla yüksek IQ kehanetini gerçekleştirmişler.

Pygmalion Etkisi’nin diğer adı ‘Kendini Gerçekleştiren Kehanet’tir. Durum tam da kendine uygun bir isimle özetleniyor. Bir hayalinizle alakalı inancınız ne kadar kuvvetli olursa -ki inancı kuvvetlendiren faktör onu çalışmayla, davranışlarla desteklemektir- gerçekleme olasılığını o kadar yükseltmiş oluyorsunuz.

Bu, model hakkında yapılan çalışmalardan yalnızca biriydi. Emlak danışmanı bunu hayatının bir parçası haline getirmelidir. Kariyer yolculuğuna inanarak başlamalı ve çevresindeki insanların da ona inanmasını sağlamalıdır. Bunu belki çok çalışarak belki samimiyeti ve kazandığı güven duygusuyla sağlar. Önemli olan dışarıya verdiği izlenimdir. Emlak danışmanı ailesinin, takım arkadaşlarının, tanıdıklarının ona inanmasını başarırsa kariyer yolunda adımlarını büyütmüş demektir.

Takım arkadaşlarından bahsetmişken, emlak danışmanı için inançla alakalı söylenecek belki son cümlelerimiz şunlar olur; bu noktaya kadar kendini gerçekleştirmesini umduğumuz başarı kehanetinin hikayesinde, bazen kehanete inanan aşık Pygmalion, bazen kehanetin kendisi güzel Galatea olduk. Bazen de -işte burada hikayeyi tamamlayıcı unsur Venüs sahneye girer- takım arkadaşlarımıza inanan ve destek olan karakter rolüne bürünmek gerekir.

Kariyer yolculuğu ıssız, karanlık ve ürkütücü değildir. Aksine emlak danışmanı beraber çalışılan ekiple güçlenir. Emlak danışmanı, asistanı, site editörü, yazılımcısı, reklamcısı, broker’ı, yöneticisi vs. Herkes bu hikayedeki 3 rolü de yeri ve zamanına göre oynamayı bilir, alın teri döker, elinden gelenin en iyisini yapmak için çabalarsa, taştan bile bir mükemmellik çıkaracaklardır. Hızlı gitmek istiyorsan, yalnız git; daha uzağa gitmek istiyorsan, birlikte git.

İnancı yeşertin, onu alın teriyle sulayın, ekip gücüyle hep canlı kalmasını sağlayın.

DİĞER HABER
27 Şubat 2019